• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/maarifsen
  • https://www.twitter.com/maarifsen
Üyelik Girişi
Anket
Türk Maarif Davasının En Büyük Sorunu Nedir?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret16963
Yavuz Yıldız
yyildiz@marifsen.org
Ashab-ı Suffe ve Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu
07/02/2019
 
Ashab-ı Suffe, Arapça "sahipler, arkadaşlar" manalarına gelen "ashab" kelimesiyle, "eyvan, sed, sofa" gibi manalara gelen "suffe" kelimesinden oluşmuş bir tabirdir. Medine'ye hicretten sonra Hz. Peygamber'in Medine'deki mescidine bitişik gölgelikte barınan ve ilim tahsili ile uğraşan sahabelere verilen genel isimdir.
 
Bu öğrenciler kendilerine ayrılan bölümü, dinlenme ve ders çalışma yeri olarak kullanırken sınıf olarak da mescidden yararlanıyorlardı.  

Suffe, İslam tarihinde örnek ve öncü bir eğitim yuvası olmuştur. Suffe, İslam'ın ilk sistemli eğitim kurumudur. İlk İslam "üniversitesi"dir. Suffeliler de hayatlarını Peygamber medresesinden ilim ve irfan tahsil etmeye adamış seçkin kimselerdir. Suffe'de toplanan öğrencilere Kur'ân-ı Kerîm, yazı, hadis-i şerifler ve çeşitli dinî bilgiler öğretilirdi. Ehl-i Suffe, nâzil olan ayetleri ve Peygamberimiz ‘in hadislerini ezberleme hususunda ön sıralarda yer alıyordu. Muhacirler çarşı-pazarda ticaretle, Ensar ise bahçelerinde ziraatle uğraşırken Suffeliler olabildiğince Hz. Peygamber'in yanından ayrılmıyorlar, başkalarının duymadıklarını duyuyorlar, görmediklerini görüyorlardı. Ashab-ı Suffe'nin eğitim ve öğretim işleriyle bizzat ilgilenen Resul-i Ekrem Efendimiz Suffe'de muntazam olarak dersler veriyordu. Ashab-ı Suffe de ayrıca ders verenler arasında Abdullah b. Mesud (ra), Ubey b. Ka‘b (ra), Muaz b. Cebel (ra) ve Ebu'd-Derdâ (ra) gibi ilim sahibi sahabelerde vardı.

Hz. Peygamber ile beraberliklerinin fazla olması sebebiyle diğer Müslümanları duymadıkları birçok hadis-i şeriften onlar haberdar etmiş, hadis rivayetinde ön sıralarda yer almışlardır. En çok hadis rivayet eden yedi sahabeden üçünün; Ebû Hureyre (ra), Abdullah b. Ömer (ra) ve Ebû Said el-Hudrî'nin (ra) de Suffe Ashabı'ndan çıkmış olması elbette Hz. Peygamber'le bu nevi birlikteliğin ve ilme bu denli düşkünlüğün bir neticesi olmalıdır.

Hz. Peygamber, Suffe'de toplanan öğrencilerin geçimleriyle bizzat ilgileniyor, Beytü'l Mal'e ve kendisine gelen malların büyük bir kısmını onlara ayırıyordu. Sahabeler de Hz. Peygamber'in teşvikiyle bu ilim ve irfan yuvasını destekliyor; bazen onlardan birkaçını evlerinde misafir ediyorlardı. Bazen de üzeri hurma dolu dalları getirip burada yüksekçe bir yere asmak suretiyle onların geçimlerine yardımda bulunuyorlardı.

Suffe ehli, İslam'ın yayılmasında ve İslami ilimlerin öğretiminde önemli hizmetler vermiştir. Medine dışındaki, yeni Müslüman olan kabileler, Kur'ân ve diğer dinî bilgileri öğrenmek üzere muallimler istedikçe onlara Suffe Ehli'nden görevliler gönderilmiştir. Bunlar Bi'r-i Maûne ve Racî olaylarında olduğu gibi bu görevlerini hayatları pahasına yerine getirmişlerdir. Diğer taraftan Medine'ye Hz. Peygamber'i görmek üzere gelen kabile temsilcilerinden Müslüman olanlar devletin misafirhane olarak kullandığı evlerde kalmış ve bu dönemde kendilerine yönelik yoğun eğitim faaliyetinde daha ziyade Suffe Ehli vazife görmüştür.

Yüce dinimiz de okumaya büyük önem vermiştir. Nitekim, Kur'an'ın ilk emri 'Oku!..' olmuştur. “İkra’ bismi rabbikellezi hâlak.” Yani, “Yaratan rabbinin adıyla oku.”(Alak, 96/1)
 
Hz. Peygamber yaşadığı olayı şöyle anlatır:
"Melek bana okumamı emretti. Kendisine okuma bilmediğimi söyledim. Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı; sonra 'Oku!' dedi. Ben yine, 'Okuma bilmem.' dedim. Beni tekrar kollarının arasına aldı, kuvvetle sıktı ve 'Oku!' diye tekrar etti. Ben yine 'Okuma bilmem.' dedim. Üçüncü defa kollarının arasına alıp daha kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi: 'Yaratan rabbinin adıyla oku; O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretmiştir.'" (bk. Buhârî, Bed'ü'I-vahy, 3; Müslim, İmân, 252)

“Oku” emri, yakın bir gelecekte Peygamber Efendimize (asm) vahiy olunacak ayetlerin yazılı bir metin olarak kaydedilmesine bir işaret ve bu emrin yerine getirilmesine dair bir manevî fermandır. Onun içindir ki, Peygamberimiz kendisine inen her ayeti anında -kâtipleri vasıtasıyla- yazıya geçirmiştir. Bunun yanında kendisi de derhal ezberlemiş ve arkadaşlarına da ezberletmiştir.

Bu ayetler, Hz. Peygamber (asm)'e inen ilk vahiy olup ona ve onun şahsında tüm Müslümanlara okumayı emretmiş, onları kalemle yazmaya ve ilimde gelişip yetkinleşmeye teşvik etmiştir. İlk vahyin "oku" emriyle başlaması ve bu emrin iki defa tekrar edilmesi, okumanın ve ilmin dinde ve insan hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Buradan da anlaşılacağı gibi Ashab-ı Suffe’nin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Buradan hareketle Peygamberimizin Eğitimin Metodu üzerinde duralım:
 
Eğitim; davranış maksatlı bilgiler vermektir. Bu işi yapana da eğitimci denir. Bir insan için eğitim ne kadar önemli ise, eğitimi veren eğitimci de o derece önemlidir. “Doğru cismin eğri gölgesi olmaz.” Eğitimde öncelik eğitimi veren eğitmenin, vereceği eğitimi öncelikle hazmetmesi özünü kavraması ve hayatında vereceği eğitimi yaşamasıdır.

Yani önce eğitilene iyi bir örnek gereklidir. Peygamber Efendimizin her konuda olduğu gibi eğitimde de en güzel örnek olduğu ortadadır.

Eğitimde en iyi örnekleri bize gösteren ve öğreten Peygamber Efendimizin sünnetleridir. Rasûlullah Efendimizin (a.s.m.) o mukaddes sünnetleri, “mübarek lisanından dökülen nurlu cümleler” “icra ettiği işler” ve “hâliyle insanlık âlemine sergilediği örnek ahlak”tan oluşmaktadır.

Peygamber Efendimizde hayatına tatbik etmediği, yaşamadığı hiçbir şeyi öğretmemiş, telkin etmemiştir. Rasûlullah (s.a.v) bir şeyi emrettiğinde bunu evvelâ kendisi tatbik eder, ardından insanlar bunu örnek alır ve O’ndan gördükleri gibi yaparlardı.

Peygamber Efendimizin bazı eğitim metotları şöyledir:

  •    Yaparak yaşatarak öğretirdi
  •    Yavaş yavaş ve özümseyerek öğretirdi
  •    Öğretirken belli bir ölçüde ve bıktırmadan öğretirdi
  •    Şahsi farklılıkları göz önünde bulundururdu
  •    Karşılıklı konuşma ve soru cevap metodunu kullanırdı
  •    Karşısındakine şefkatle davranır ve güzel bir üslup kullanırdı
  •    Muhatabına akli ve mantıki izahlarda bulunurdu
  •    Zekâlarını açmak ve bilgi seviyelerini ölçmek için muhatabına sualler sorardı
  •    Teşbih, temsil ve mukayeseler yapardı
  •    Mevzuyu izah etmek için şekiller çizerdi
  •    Sözle beraber jest ve mimiklerini de kullanırdı
  •    Hakkında bilgi vermek istediği şeyi yukarı kaldırıp gösterirdi
  •    Muhatabının sorusuna ne eksik ne fazla tam cevap verirdi.
  •    İhtiyaca binaen soruya fazlasıyla cevap verdiği de olurdu
  •    Bazen muhatabını, sorduğu şeyden daha mühim bir hususa yönlendirirdi
  •    Bazen kendisine yöneltilen soruyu tekrarlatırdı
  •    Muhatabın aldığı cevabı tekrar etmesini isterdi
  •    Muhatabı imtihan eder, doğru cevap verdiğinde onu takdir ederdi
  •    Kabiliyetleri keşfedip geliştirirdi.
  •    Latife ve şaka yoluyla öğrettiği şeyler de olurdu
  •    Ehemmiyetine binaen sözünü üç kere tekrar ederdi
  •    Meselenin ehemmiyetini göstermek için oturuşunu ve duruşunu değiştirirdi
  •    Bazen cevabı tehir ederek tekrar tekrar seslenirdi
  •    Sözlerinin kalıcı olması için muhatabın omzunu veya elini tutardı
  •    Önce veciz bir şekilde söyler sonra tafsilat verirdi
  •    Bazen konuyu maddeleştirirdi
  •    Bir şeyi bütünüyle emreder veya bütünüyle yasaklardı
  •    İyiliklere teşvik eder ve kötülüklerden sakındırırdı.
  •    Önceki insanlara dair kıssa ve haberler naklederdi
  •    Hayâ edilen meseleleri öğretirken nazik bir giriş yapardı
  •    Eğilimleri hayra yönlendirirdi
  •    Devamlı hayırlı şeyleri telkin ederdi
  •    Bazı mühim hataları hemen düzeltirdi
  •    Talim ve tebliğde yazıyı kullanırdı
  •    Yabancı dilleri öğrenmesi için bazı sahabeleri vazifelendirirdi
  •    Ümmetinin terbiye ve tezkiyesi için dua ederdi
  •    Az da olsa gerektiğinde kızardı
  •    Kadınlara öğretmeyi ve nasihat etmeyi de ihmal etmezdi
  •    Vaaz ve nasihat ederdi.

Son Söz:

Peygamber Efendimiz bir hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor:Ümmetimin fesada gittiği zamanda kim benim sünnetime sarılsa ona yüz şehit sevabı vardır.”(İbni Adiy, el-Kâmil fi’d-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282.)

Peygamber Efendimizin yolundan gidip sünnetine uyanlara ne mutlu. Allah yar ve yardımcımız olsun. Âmin.

Selam ve Dua ile, Kalın Sağlıcakla…

 
Kaynakça:
­   1.Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, İrfan Yayımcılık, İstanbul 1995.
­   2.Arif Köten-Durak Pusmaz, "Ashabu's-Suffe", Şamil İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 2000, c. I
­   3.Hüseyin Algül, "Ashabu's-Suffe", İslam'da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi,
­   4.Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, İstanbul, 1997, c. I.
­   5.Dr. M. Kaya, İlmi Araştırmalar Merkezi (İLAM) “Peygamberimizin 42 Eğitim Metodu” 
 


891 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÖNÜL MAKAMI MI? MAKAM ODASI MI? - 01/09/2019
Şimdi duyuyor gibiyim sizleri… “Bu sorunun cevabı çok kolay.” diyeceksiniz.
NİYE GELDİK? (Bir Eğitim Manifestosu) - 23/07/2019
"Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz, çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir."
Çocuk Eğitimimiz ve Drone Ebeveynlik - 27/05/2019
Çocuğumuzun doğru eğitimi için fedakarlık yapmamız şarttır.
ÖĞRETMEN Mİ, MUALLİM Mİ? - 29/04/2019
Milletlerin kurtuluşu, yükselmesi muallimlerle olur. Muallim merhamet aşıcısı, sevgi üstadıdır.
BİR"İZ" - 25/03/2019
Muallim, hepimizin her an muhtaç olduğu doktordur.
Özümüzle Sözümüzle Maarif Davamız - 27/12/2018
Ölümünün yıl dönümünde rahmet, özlemle andığımız Üstadımız Milli Şair Mehmet Akif ERSOY ne diyordu İstiklal Marşında:
BİZE NE LAZIM? - 18/12/2018
Başlarken...