• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/maarifsen
  • https://www.twitter.com/maarifsen
Üyelik Girişi
Anket
Türk Maarif Davasının En Büyük Sorunu Nedir?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret15628

Yavuz Yıldız

Yavuz Yıldız
yyildiz@marifsen.org
Çocuk Eğitimimiz ve Drone Ebeveynlik
27/05/2019

Eğitim, kişinin hayatında istendik davranış değişiklikleri yapmak olarak tanımlanmaktadır. İstendik davranış değişikliği ise kişinin hayatına yön verecek, karakterini şekillendirecek davranışların kazandırılmasıdır. Kişilerin karakteri yaşadığı topluma, toplum içerisinde yaşadığı çevreye ve ailesine göre oluşmaktadır. Eğitim anlaşılacağı üzere oldukça çeşitli süreçlerden, ortamlardan geçmekle elde edilen bir kazanımdır.

Eğitim çocuk gelişiminde bizim bildiğimizden çok erken evrelerde hatta uzmanlara göre anne karnında başlamaktadır. Çocuk daha annesinin rahminde dünyaya gözlerini açmadan ilk eğitimini almaya başlamakta.. Annenin yaşadığı çevresi, yaptığı ibadeti, okuduğu kitabı, hastalıkları, kullandığı ilaçları velhasıl her bir yaşam deneyimi bebeğin eğitimini anne karnında etkilemeye başlayan etkenlerdendir. Sağlıklı ve huzurlu bir ortamda yaşayan bir anne ile sağlıksız ve stresli bir ortamda yaşayan annenin bebeğinin gelişimi de eğitimi de aynı olmadığı uzmanlarca ispatlanmıştır. Hatta şunu da ifade etmek gerekir ki bir çocuğun zekâ gelişimi anne karnından başlayıp dört yaşına kadar şekillenmektedir. Annemiz ilk eğitmenimiz ve ilk öğretmenimizdir.

Zekâsı dört yaşına kadar şekillenen çocuk ailesinin de aynasıdır diyebiliriz.

Eğitim denilince akla aile ile birlikte tabii ki okul ve öğretmen gelmektedir. Ailesinin yanında belli bir eğitim sürecinden (yanlış ya da doğru bir eğitim ) geçen çocuk daha sonra okulla, öğretmenle tanışır. Bir öğretmen aileden sonra çocuğun hayatına etki eden en önemli kişidir. Öğretmenin her hareketi ve davranışı öğrencisi tarafından örnek alınır ve uygulanır. Öyle ki bazen anne ve babasının sözünü dinlemeyen çocuk, öğretmeninin söylediğini hemen yapmaktadır. Öğretmen, öğrencisine ve aynı zamanda topluma model kişidir.

Toplumda insan yetiştirme görevini üstlenen Öğretmen de toplumun aynasıdır.

Aile ve öğretmenin bir çocuğun eğitimi ve karakterinin şekillenmesinde yerleri yadsınamaz bir gerçek olduğu açıktır. Çocuğun karakterini şekillendirme konusunda eğitsel olarak yapmamız ve yapmamamız gerekenler konusuna değinmekte fayda görüyorum:

  • Öncelikle bir çocuğun bütün maddi ihtiyaçlarını karşılamak üzerimizdeki sorumluluklardan bizi kurtarmaz.
  • Çocuklara sorumluluk vermemek, onların yüklerini hafifletmez tam tersine hayata hazırlanmalarını geciktirir.
  • Çocukların düşüncelerine değer vermemek, onların kendilerini ifade edebilen bireyler olarak yetişmesini engeller.
  • Elimizde telefon, karşımızda televizyon varken çocuklarımızın iyi bir kitap okuyucusu olması beklenemez.
  • Hakaret dinleyen ve sevgi görmeyen bir çocuktan nezaket, merhamet ve sevgi görmek hayaldir. Olumlu ve olumsuz ortamlarda yetişen çocukların karakter gelişimleri oldukça farklıdır.
  • Ailesinden hiç “hayır!” kelimesi duymayan, kural ve sınır konulmayan çocukların özgür değil, doyumsuz yetiştirildiği bilinmelidir.
  • Çocuklarımız aman rencide olmasınlar diye hatalı davranışlarından dolayı başkalarının yanında uyarmamak doğru değildir. Yanlış bir davranışı görüldüğünde onu rencide etmeden güzel bir üslupla başkalarının yanında da çocuğumuzla konuşabiliriz.
  • Çocuğumuzun fikrini sormak, onunla konuşmak önemlidir. Fakat çocuk önemli bir konu hakkında tek başına karar verici olmamalıdır.
  • Çocuklarımıza yaptığımız şakalarda dahi doğru sözlü olmamız, verdiğimiz sözleri tutmamız onlarında doğru insanlar olarak yetişmesini sağlar.
  • Yalan söylenilen, hakaret edilen, yanlış TV programları izlettirilen bir çocuk dürüst olarak yetiştirilemez.
  • Çocuğun helal yollardan kazanılan gelirle büyütülmesi karakter gelişimi için oldukça önemlidir.
  • Çocukları kıyaslamak onları üzer, başarıyı değil başarısızlığı götürür. Unutmayalım ki, her çocuk ayrı bir dünyadır.
  • Çocuklarımıza özür dilemenin bir eksiklik değil bir erdem olduğu anlatılmalıdır, örnek olunmalıdır. Aileler ve öğretmenler hata yaptıklarında çekinmeden canı gönülden özür dileyebilmelidirler.
  • Unutulmamalıdır ki maddi eğitim manevi eğitimle desteklenmelidir. Sadece madde üzerine eğitim olan çocukların bir yanı eksik kalmış demektir.
  • Aileler yeni bir tabirle “Helikopter Ebeveynlikten” vazgeçerek, benim tabirimle “Drone Ebeveynliğe” geçmelidirler. Yani çocuğun her anında yanında pervane olmak yerine, onları uzaktan ama sürekli takip etmelidirler. Böylece hayatta karşılaştığı problemleri hemen çözülen değil, kendi ayakları üzerinde durabilen bir çocuk yetiştirilebileceklerdir.
  • Sevgi ve merhamet eğitimimizin temeli olmalıdır. Hatırlayınız, değer verdiğiniz ve unutamadığınız öğretmenlerinizin size yaklaşımları nasıldı?
  • Öğretmenlerin de insan olduğu ve hata yapabileceği unutulmamalıdır.
  • En iyi örnek olma yolu, doğruyu yapmak ve model olmaktır.


Atalarımız çok güzel söylemiş: “İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım.” Aynayı önce kendimize tutalım.

Eğitimde istediğimiz başarıyı elde etmek; sihirli bir dokunuşla değil; aile, çevre ve öğretmenin ortak çalışmasıyla oluşacağı bilinmelidir.

Burada, II. Murad’ın oğlu Fatih’in eğitiminde gösterdiği titizliğe bir örnek verelim:

Fatih Sultân Mehmed, sınıfta hiç uslu durmaz, hocası Akşemseddin bir şey dediği zaman “Sen bana bir şey diyemezsin. Ben padişahın oğluyum” diye tehdit ederdi. Akşemseddin artık bu durumdan rahatsız ama bir o kadar da çaresizdi. Bu konu hakkında Padişahın karşısına çıkmaktan hayâ ediyordu. Padişaha çocuğunu şikâyet etmek düşüncesi ona çok ağır geliyordu. Bir gün artık her şeyi göze alıp padişahın huzuruna çıktı ve olanları ona sıkılarak anlattı. Padişah durum karşısında bir müddet düşündü ve o müthiş planını Akşemseddin’in kulağına usulca açıkladı. Akşemseddin duyduğu plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de, padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi. Ertesi gün ders ortamında, Fatih Sultân Mehmed yine yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına yine aynı tehdit cevabını verdiği sırada padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek padişaha bağırdı ve bu şekilde sınıfa giremeyeceğini; izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı. Olaylar karşısında Fatih Sultân Mehmed’in nutku tutulmuş; ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası azar işitmişti. Fatih Sultân Mehmed allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem işlemişti… O günden sonra Fatih Sultân Mehmed asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı. İşte Akşemseddin’in kulağına fısıldanan muhteşem plan… İşte çocuk eğitimi… İşte onlar; işte biz...

Koskoca padişah sırf çocuğunun terbiyesi için gözünü kırpmadan azar işitmeyi göze almıştı…

Çocuğumuzun doğru eğitimi için fedakârlık yapmamız şarttır.

Hâsılı kelam: “Ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına” diyoruz.

Kalın Sağlıcakla…

 



244 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

     28/05/2019 02:43

kalemine sağlık üstad.
Akif Keten

Yazarın diğer yazıları

NİYE GELDİK? (Bir Eğitim Manifestosu) - 23/07/2019
"Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz, çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir."
ÖĞRETMEN Mİ, MUALLİM Mİ? - 29/04/2019
Milletlerin kurtuluşu, yükselmesi muallimlerle olur. Muallim merhamet aşıcısı, sevgi üstadıdır.
BİR"İZ" - 25/03/2019
Muallim, hepimizin her an muhtaç olduğu doktordur.
Ashab-ı Suffe ve Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu - 07/02/2019
Ashab-ı Suffe, Arapça "sahipler, arkadaşlar" manalarına gelen "ashab" kelimesiyle, "eyvan, sed, sofa" gibi manalara gelen "suffe" kelimesinden oluşmuş bir tabirdir.
Özümüzle Sözümüzle Maarif Davamız - 27/12/2018
Ölümünün yıl dönümünde rahmet, özlemle andığımız Üstadımız Milli Şair Mehmet Akif ERSOY ne diyordu İstiklal Marşında:
BİZE NE LAZIM? - 18/12/2018
Başlarken...