• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/maarifsen
  • https://www.twitter.com/maarifsen
  • https://www.instagram.com/maarifsen
  • https://www.youtube.com//channel/UCXX727pYLXon8RIb0UWiUuA/videos?view_as=subscriber
Çevrimiçi Üyelik

Taleplerimiz
MaarifTV
Yayınlarımız
Yavuz Yıldız
yyildiz@marifsen.org
GÖNÜL MAKAMI MI? MAKAM ODASI MI?
01/09/2019

Şimdi duyuyor gibiyim sizleri…

“Bu sorunun cevabı çok kolay” diyeceksiniz.

Birçok kişi, gönül makamları almak tabii ki çok önemli fakat bir makam sahibi olmak da kıymetli şey diyecektir. Tabii ki bir makam sahibi olmak önemlidir. Bizim inancımızda elde edilen makamla insanlara hizmet etmek Hakk'a hizmettir. Amenna. Ancak gelgelim günümüz makamlarını elde etme yöntemlerine, makamlar için yapılan nice fedakarlıklara! Olmazsa olmaz diye düşünülen bir makam elde etme sevdası almış başını gidiyor. Maksat hizmet etmek mi, makamla elde edilecek rant mı, bir gösteriş yeri mi, yoksa bir enaniyet patlaması mı? Takdir sizin kardeşlerim.

Sendikalar makamları elde etmek için en önemli araç olmuş durumda. Hak arama yeri değil, makam elde etme yeri haline gelmiş. Bu konuda neler duyuyoruz neler: “Bizim sendikadan isen yollar sana açılır, yok değilse senin hakkın dahi olsa avucunu yalarsın” mantığı yürümüş gidiyor. Bununla da kalsa iyi... Aba altından sopa göstermeler, "Bak sendikadan ayrılma soruşturma açılır hakkında haaaaa!", "Görevlendirme işin olmasını istiyorsan üye olman lazım.", "Adaylığın kalkmadan şu sendika formunu bir doldur bakalım" gibi gibi gibi. Bir de sendikacılıktan sonra siyasete atılmak da moda oldu zaten oraya hiç girmiyorum. İşte sendikacılıkta geldiğimiz son nokta…

Sendikacılık yapmak sadece üye sayısını çoğaltmak mı yoksa üyeye hizmet etmek mi? Şu an üye sayısını çoğaltıp yetki almak daha önemli gibi görünüyor. Ya adaleti aramak, hakkı tutup kaldırmak, üyenin hukukunu korumak? O da olur bir gün inşallah.

Bir yerlere adam yerleştirme yeri midir sendikalar ya da sivil toplum kuruluşları? Cevabı “hayır” olmalı. Sadece sendikalar değil; vakıflar, dernekler, bütün sivil toplum kuruluşları makamlara “adam yerleştirmek” değil, cemiyete “adam yetiştirmek” derdinde olsalar daha iyi olmaz mı? Artık sivil toplum kuruluşlarımız, kendilerine dönük bir özeleştiri yapmalı ve aslî görevleri ne ise ona odaklanmalıdırlar. Sivil toplum kuruluşlarımızın, sivil toplum adına yapılacak şeylerin dışındaki işlerle uğraştıklarına şahit oluyoruz…

Makamlara fedakârlık duygusuyla ve adanmış bir ruhla hareket ve hizmet edecek liyakatli adam bulmakta zorlanıyoruz gün geçtikçe. Bizim kültürümüzün en önemli sivil toplum kuruluşlarından olan “Ahilik Teşkilatını” burada örnek vermek isterim ki tarihimiz boyunca atalarımızın kurduğu ve adam yetiştirdiği en önemli teşkilatlardan biri olmuştur. Çok çabuk unutuyoruz…

Bizim geleneklerimizde, dinimizde "Görev istenmez verilir" anlayışı vardır. Bir insan çalıştığı herhangi bir işte, kendisine Allah (c.c) yardımcı olsun istemez mi? Bu sorunun cevabı hiç tereddütsüz, evettir. O halde Allah’ın yardımını almanın elbette yolu vardır. En önemli kaide; bir işe talip olmamak, eğer o iş size verilmişse, bütün dikkatinizi ve gücünüzü vererek o işi neticelendirmeye çalışmanızdır.

Peygamberimiz Abdurrahman ibn-i Semure’ye; “Ey Abdurrahman, sakın emir olmak isteme (riyaset talebinde bulunma). Eğer sen istediğin için sana riyaset verilirse, istediğin şey ile (yalnız) bırakılırsın (Allah’ın yardım ve inayetine erişemezsin). Eğer emaret ve riyaset, sen istemediğin halde sana verilirse, işte o zaman (Allah tarafından) yardıma mazhar olursun (idaren güzel olur)” demiştir. (Sahih-i Buhari 12/2067)

Makamlar ehillere, liyakatlilere verilmeli asıl. Ancak buna göre de bir sistem kurulmalı. Bu adaleti sağlayacak sistem mekanizmaları geliştirilmelidir. Osmanlı döneminde kurulmuş, Amerika ve Avrupa tarafından yıllarca incelenip örnek alınmış “Enderun Eğitim Sistemini” incelemenizi tavsiye edebilirim. (Ayrıntılarına başka bir yazımda yer vereceğim inşallah.)

Gönül makamı mı? Makam odası mı? konusuna çarpıcı bir örnek verelim. Bilindiği üzere Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, 19 Ağustos 2019 tarihinde Van'ın Erciş ilçesinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Kendisinin aktardığı başından geçen çok etkileyici bir hikâyeyi buradan aktararak yazımızı nihayetlendirelim.

"Topkapı Sarayı'nda müdürlük yaptığım dönemde, makam odamda otururken bir kumrunun açık pencereden girerek avizenin etrafında uçtuğunu gördüm. Hiç kımıldamadan seyretmeye başladım. Kumru sanki tavaf eder gibi odanın her tarafında dolaştı, avizenin üzerine kondu, bir süre oturdu. Sonra geldiği gibi uçup gitti. Biraz sonra yanında başka bir kumru ile tekrar geldi. Bu sefer sanki bir ev (saray) sahibi edasıyla onu gezdirdi. Yeni geleni elinden, (kanadından) tutar gibi aldı ve avizenin içine oturttu. Bir süre koklaştılar. Sonra uçup gittiler.

Ertesi gün ikisi birlikte ağızlarında dal parçacıkları ile geri geldi ve avizenin içine bir yuva kurmaya başladılar. Yuva birkaç gün içinde kuruldu. Ben olup biteni hiç ses çıkarmadan izliyordum. Dişi kuş yumurtlama hazırlığı yapıyordu. Galiba onlar da beni izliyordu ki, hiç tedirgin olmuş gibi görünmüyorlardı. Buna karşılık dışarıdan odaya başka birisi girince, hemen ürküp pencereden kaçıyorlardı. Baktım olmayacak, makam odamı onlara bırakıp hemen karşıda bulunan küçük bir odaya geçtim.

Bir gün televizyon çekimi için Topkapı Sarayı'na gelen gazeteci dostum rahmetli Savaş Ay, "Hocam niye bu küçücük odada oturuyorsun" diye sordu. "Ben hâlden anlarım, bir kumru arkadaşım sevgilisine, "ben seni saraylarda yaşatacağım" diye söz vermiş, insan yuva kurana yardımcı olmaz mı" dedim. "Hocam ne olur göster şu yuvayı bana" dedi ve kapıdan odadaki yuvanın fotoğrafını çekti.

Ertesi gün beni Ankara'dan arayan arayana... "Derhal makam odası açılsın, kumruların yuvası dağıtılsın, saray bakımsızlıktan perişan olmuş görüntüsü verilmesin" dediler. Meğer Savaş Ay haber yapmış bizim kumru hikâyesini... Hemen aradım, "üstat sen ne yaptın" dedim. "Hocam bu kadar güzel malzeme (haber) buldum, yazılmaz mı Allah aşkına" dedi. "Gazetede sabah toplantısında anlattım, herkes ayağa kalktı ve seni alkışladı" diye ilave etti. "Sadece gazete değil, Ankara da ayağa kalktı sayende" diye cevap verdim.

Şimdi ne yapacaktım? Çifte kumrulara kol kanat gerip onların saadetlerini korumaya mı çalışacaktım, yoksa odayı kullanıma açarak bir yuvanın dağıtılmasına mı neden olacaktım? Bir şekilde, ya ben makamı, ya da o kumrular makam odamdaki yuvalarını kaybedeceklerdi. Akşama kadar Bakanlıktan beni aramayan kalmadı... "En azından yumurtadan yavru kuşlar çıksın, uçup gidene kadar bekleyelim" diye düşündüm. "Ben yuvayı almam, siz beni görevden alın isterseniz" dedim.

Ertesi gün yuvaya bakmaya gittim ki ne göreyim, yuva yerinde duruyordu ama kumrular yoktu. Yuva yerinde durmasa, "birisi kuşları ürküttü, kovaladı" diyecektim. Halbuki yuva yerli yerinde duruyordu. Kumrular sanki durumu hissetmiş ve sessizce çekip gitmişlerdi. Bir daha da hiç gelmediler. Ben daha sonra Topkapı Sarayı'ndan Müsteşar ve Bakan Yardımcısı olarak Ankara'ya gittim. "Kuşların yuvası dağıtılsın, makama sahip çıkılsın" diyenlerin ise hiçbiri Bakanlıkta makamlarında kalamamıştı. Muhakkak ki, biz de bir gün bu makamlardan uçup gideceğiz. Kuşlar ise hep sevmeye, uçmaya ve yuva kurmaya devam edecek.”

Ülkemize güzel hizmetleri olmuş değerli hocamıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Makamı Cennet olsun. Dünyalık makamların geçici olduğu ve gönül makamlarını almanın kıymeti bu yaşanmış hikâyede de net olarak gözlerimizin önüne seriliyor. Gelin gönüllerin makamlarını fethedelim. Dünyalık makamlar da bizlere layık görülürse üşenmeden çekinmeden Hakkını vererek vatanımıza milletimize en güzel hizmetleri yapalım.

Allah'a emanet olunuz. Kalın sağlıcakla...

 

Yavuz YILDIZ
Maarif-Sen Genel Başkan Yardımcısı


471 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

UZAKTAN EĞİTİM ÜZERİNE - 20/05/2020
“Yeryüzünün gerçek fatihleri kalpleri kazananlardır.” Nurettin Topçu
Asr-ı Saadet Muallimi: Ömer Hocamız - 06/05/2020
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber... Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber?... Öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun! Ölümüde öldüren Rabbe secdeler olsun! (NFK)
MAARİF VEKÂLETİNİN KURULUŞUNUN 100. YILI - 02/05/2020
“Bir Ülkenin Geleceği O Ülke İnsanının Göreceği Eğitime Bağlıdır” (Albert Eisntein)
KORONAVİRÜS’ÜN BİZE ÖĞRETTİKLERİ - 19/04/2020
#EvdeKalın #SağlıcaklaKalın
Öğretmene “DEĞER” mi? - 05/02/2020
“Öğretmen, Maarif davamızın yapıcı ve en esaslı unsurudur.”
Yeni Kurtuluş Savaşımız “TAKLİTÇİLİKTEN KURTULMAK” - 25/12/2019
Geç kalıyoruz ayağa kalkmalıyız… Silkelenip özümüze dönmek, kendimize gelmemiz lazım. Ne dersiniz “Taklitçilikten Kurtulmak İçin” Türkiye Cumhuriyetinin artık top yekûn Yeni Bir Kurtuluş Savaşına ihtiyacı yok mu?
ÜSTÜN YETENEKLİLER FABRİKASI - 27/11/2019
“Millet ruhunu yapan maariftir. Maarifin düşmesi millet ruhunu yerlere serer. Maarife değer vermeyiş millet ruhunun yıkılışını hazırlar. Maarif hangi yönde yürürse millet ruhu da onun arkasından gider. Şu halde millet, maarifi demektir.” N. Topçu
EĞİTİM VE KARAKTER - 04/10/2019
Beklediğimiz, aradığımız, heyecanını duyduğumuz “özlenen karakterler...
NİYE GELDİK? (Bir Eğitim Manifestosu) - 23/07/2019
"Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz, çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir."
 Devamı
Sosyal Medya
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret42418