• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/maarifsen
  • https://www.twitter.com/maarifsen
Çevrimiçi Üyelik

Taleplerimiz
Yayınlarımız
Anket
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmenlik mesleğinin temel sorunlarına çözüm üreteceğini düşünüyor musunuz?
Yavuz Yıldız
yyildiz@marifsen.org
ÜSTÜN YETENEKLİLER FABRİKASI
27/11/2019

 


Osmanlı İmparatorluğu yaklaşık 700 yıl varlığını sürdürmüş bir devlettir. Doğu Avrupa, Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika’ya kadar topraklarını genişletmiş ve 16. yüzyılda dünyanın en güçlü imparatorluğu halini almıştır. Çok milletli bir halka sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, bu başarıyı iyi yöneticilerin devleti yönetmesi ile elde etmiştir. İç kısım anlamına gelen Enderun mektebi, bu güçte çok büyük bir önem taşımıştır. Enderûn-ı Hümâyûn diye de bilinen bu mektepte, özel yöntemlerle seçilen öğrenciler idari ve askeri konuda devleti güçlendirmek üzere yönetici olarak yetiştirilmiştir.

Enderun kısaca Osmanlı Devleti’nin kudretini muhafaza etmek için nitelikli insan yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir Osmanlı eğitim müessesesidir. Enderun odalar halinde ve çeşitli kademelerde eğitim ve öğretim verilen, öğrencileri de acemi oğlanlar arasından seçilen bu okul Osmanlı eğitim sisteminde elitler eğitimini meydana getirmektedir. Enderun Mektebi’nin kurulduğu güne kadar ona benzer başka bir kuruluş bulunmamaktadır. Selçuklularda ve Avrupa’da hanedan mensuplarının özel itinaya dayalı öğrenim gördükleri mevcut ise de, Enderun Mektebi’nin eğitim sistemi bunlardan tamamen farklıdır.

Çok milletli bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’nda Devşirme Sistemi çok görülen bir uygulamaydı. Bu uygulamada, daha küçük yaşlarda olan çocuklar ailelerinden alınıp, Türk kültüründe yetiştirilmek üzere Müslüman ailelerin yanına verilirdi. Bu ailelerin yanında çocuklar, Türk ve Müslüman edep ve adaplarını öğrenir ve okula gitmeye hazır olurdu. Edirne, Galata Sarayı, İbrahim Paşa ve Manisa saraylarında çeşitli dersler gördükten sonra Enderun’da ders almaya başlarlardı. Bu aldıkları dersler sonrasında hangi mevkii de çalışacakları belirlenir ve Osmanlı Devleti’nde hizmet ederlerdi. Aslında Türk milleti ve Osmanlı Devleti ile hiçbir bağı olmayan çocuklar, küçük yaşta alındıkları bu mekteple, Osmanlı Devleti’ne hizmet eden Müslüman Türkler haline gelmişlerdir. Enderun kültürü aslında ne kadar basit gibi gözükse de, içinde çok derinliklere sahiptir.

Enderun Mektebi’ne Öğrenci Seçimi

Örneğin, çocuklar ailelerden seçilirken, eğer aile tek erkek çocuğuna ve/veya tek çocuğa sahipse, o çocuk Enderun’a alınmazdı. Bu seçim sırasında ailelerin rızası ve onayı da alınırdı. Bu konuda, önde gelen tanınmış psikologlardan Amerikalı Lewis Terman (Stanford-Binet adlı zekâ testini bulan kişi) Enderun Mektebi’ne alınan çocuklar için şunları söylemektedir: “Zekâ seviyesini ölçmek için ilk defa test yöntemi, Osmanlılarda Enderun Mektebi’ne seçilen öğrenciler için uygulanmıştır.” Amerikalı ünlü eğitimci Andreas Kazamias’ın Platon’un idealindeki okul olarak nitelediği Enderun, bir araştırmacının da tam bir isabetle ifade ettiği gibi “Üstün Yetenekliler Fabrikası”ydı.

Enderun Mektebi ve Üstün Yetenekli Çocuklar

Gerçekten de kişinin yeteneklerine değer verip onları en iyi biçimde geliştiren Enderun Mektebi, Türklerin düzenli, kendine özgü bir eğitim sistemini kurup başarılı sonuçlar aldıklarını göstermekte ve dünya eğitim tarihinde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Enderun Mektebi, üstün yeteneklilerin eğitiminde “dünyadaki ilk sistemli eğitim” örneğini oluşturmaktadır.” Birçok Avrupa kaynağında, Osmanlı Devleti’nin altı yüzyıl boyunca varlığını sürdürmesinin asıl sebebinin altında üstün yetenekli çocukları Enderun’a devşirme yöntemiyle seçtikten sonra devletin yönetiminin onlara verilmesinde yattığı aktarılmıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’nde bazı yöneticilerin kendi çocuklarını sokmaya çalışması her ne kadar Enderun’un itibarını zedelese de, öneminden hiçbir şey kaybetmeden uzun bir süre varlığını sürdürmüştür.

Enderun Mektebi’nde Eğitim

Enderun’da eğitimi lala adı verilen öğretmenler verirdi. Bu öğretmenler sadece dersleri değil, aynı zamanda ahlak, terbiye ve disiplin eğitimlerini de öğrencilere aktarırdı. Disiplin anlayışı çok sıkıydı. Mutlak disiplin içerisinde yetiştirilen talebeler için yatma, kalkma, yemek ve uyku vakitlerinin belirlenmesi, kurum içerisinde başıboşluğa, laubaliliğe yol verilmemesi öğrencilerdeki ciddiyeti sağlamıştır. Öğrenciler istedikleri zaman konuşamazlar, dışarıya çıkamazlardı; her hareketleri belli kurallar çerçevesinde şekillenirdi.

M. Baudler, bu mektepteki seçkinler eğitimini çok iyi bir şekilde değerlendirdikten sonra şöyle demektedir: “Türk Milletinin başarılarına şaşmamak lâzım. Çünkü onlar elit kadroları nasıl yetiştireceklerini, gençleri nasıl disipline edeceklerini biliyorlar. Yine onları mükemmel insan hâline getirirken, kabiliyetlerine göre taltif etmesini de biliyorlar.

Enderun Mektebi Dersleri

Enderun’da eğitim denince akla ne kadar siyasi anlamda bir eğitim gelse de, Osmanlı Devleti bunu yıkmayı başarmıştır. Her yöneticinin çok yönlü olması gerektiğini düşünen Osmanlı Devleti, Enderun’da yetişen öğrencileri de bu doğrultuda eğitmiştir. Siyasi ve politik derslerin yanı sıra, resim, edebiyat, felsefe, cirit, ok atma, at binme gibi sporlar, resim gibi çok yönlü dersler verilen Enderun Mektebinde olabildiğince ufku açık yöneticiler yetiştirmeye önem vermiştir. “Ali Ufkî Bey gibi önemli müzisyenlerin çıktığı Enderun, rekorlarıyla tarihe geçen sporcuları, edebiyat ve felsefe sahasında önemli düşünürleri ve Osmanlı’nın en az üç asrında etkili olan mareşalleri, bünyesinden çıkarmıştır.

Enderun müfredat programı kapsama giren öğretim alanlarını şu kümelere ayırabiliriz:

*İslami bilimlerle ilgili öğretim alanları, Kuran, din dersleri, Arapça, gramer ve sentaksi, tefsir, fıkıh gibi öğretim dalları bu kümeye girmektedir.

*Beşeri bilimler. Türkçe dil ve edebiyatı, Fars dili ve edebiyatı, tarih, matematik gibi bilgi ve bilim dalları giriyordu.

*Güzel sanatlar denilebilecek kümeye ise sesli, çalgılı müzik, tezhip, hüsnü­hat gibi alanlardaki öğretimi kapsıyordu. Ayrıca bu konuları yeteneğe göre derinleşilen meslek öğretimi arasında da düşünmek gerekir. Bütün kayıt ve yazışmaların el yazısı ile yapıldığı o devirde "güzel yazı" değeri üstün tutulan becerilerden birisiydi. Bu konuda yetenek ve seçkinlik gösterenler hazine kâtipliklerine atanırdı.

*Bu kümedeyse beden eğitimi, spor ve askerlik becerilerini belirtmek mümkündür. Çelik - çomak, güreş, ağırlık kaldırmak, cirit gibi etkinliklerin yanı başında binicilik, kılıç, gürz, mızrak ve öteki savaş araçlarının kullanılması da öğretilirdi. Bütün öğretim süresi boyunca beden güç ve yetenekleri açısından elverişli durumda olmaya özel bir önem verilirdi.

*Meslek öğretimi alanındaysa öncelikle Seferli Odası çerçevesinde toplandığına değinilen "giyim, bakım ve hazırlığı, işlemecilik, deri işleri, inşaat" gibi alanlardaki öğretimin yanı başında bugünkü tıp ve eczacılık karşılığı sayılabilecek "çeşitli ilaç ve merhemlerin, kuvvet macunlarının hazırlanması" ve gerektiği yerlerde kullanılması da girerdi. Ayrıca yukarıda değinilen askeri ve sivil müzik de mehterhane ve meşkhanede öğretilirdi. Tezhib ve kuyumculuk gibi öğretileri de bu kümede belirtebiliriz. Birinci Selim ve Kanuni'nin bu program çerçevesinde usta kuyumcular durumuna geldiği belirtilmektedir.

Enderun Mektebi’nde Yetişen Devlet Adamları

Enderun Osmanlı Devleti’nin ihtiyaç duyduğu yönetici kadrosu olan, devlet adamlarını seçip, yetiştirmiştir. Tayyarzade Âta Bey, Enderun konusundaki üç ciltlik eserinin son iki cildini kurumda yetişen ünlü ve seçkin kişilerin kısa biyografilerine ayırmıştır. Ona göre, Osmanlı Devleti’nin uzun tarihi sürecinde sadarete geldiğini tespit ettiği 60 sadrazamdan 48 tanesi bu okulda yetişmiştir. Bundan ancak 12 tanesi Birun denilen saray dışındaki eğitim sisteminin yetiştirdiği kişilerdir. Enderun’dan yetişenler arasında en ünlüleri Fatih’in sadrazamı Hırvat Mahmut Paşa, Kanuni’nin dört sadrazamı İbrahim, Lütfi, Rüstem, Sokullu Mehmet Paşa’dır. Köprülü Mehmet Paşa, Sinan Paşa ve Kaptan-ı Deryalardan 23 tanesi Enderun’da yetişmiştir. Diğer 11 tanesi Birun’da yetişen kaptanlardır. Bunlardan başka birçok seçkin yazar, sanat adamı ve düşünür de bu kurumda yetişmiştir. Genellikle şeyhülislamlar buradan yetişmemekle beraber Tayyarzade Âta Bey, bunlardan üçünün de Enderunlu olduğunu söylemektedir.

Enderun Mektebi Ne Zaman ve Nasıl Kapatıldı?

Enderun değerini ve önemini, devşirme yöntemine aykırı öğrenci almaya başlayıp, birçok kişinin çocuklarını sırf Enderun’da okutmak için köle gibi satmasıyla ve okul profiline uygun öğrenci alınmamasıyla kaybetmeye başladı. Enderun Mektebi’ndeki eğitim sisteminin çağın gereklerine ve donanımlarına ayak uyduramaması ve özellikle devlet ve saray idaresinin, Yeniçeri Ağaları ve Valide Sultanlar tarafından bozulması gibi nedenlerle imparatorluğun başka pek çok kurumu gibi Enderun’un da disiplini ve eğitimi yozlaşmıştır. Batılı ve modern eğitimin popüler olmasıyla, Enderun da bu teknikleri alıp kendinde uygulamaya başlamıştır. Ancak yerli ve yabancı yeni meslek ve kültür kurumları açılmasıyla, Enderun’dan çıkanların devlet atamaları gibi durumlardaki önceliklerini kaybetmeleriyle ve halktaki değerlerinin azalmasıyla Enderun da değerini kaybetti. Enderun Mektebi İkinci Meşrutiyet’ten sonraki bir süreç olan 1 Temmuz 1909’da kapatıldı.

Bin yıllık şan ve şeref olaylarıyla dolu tarih sahibi bir milletin bu kadar kısa zamanda bütün geleneklerinden ve kendi özel yapısından soyunup sıyrılması dikkatle üzerinde durulmaya değer bir olaydır.” N.Topçu

Atalarımızın uyguladığı ve başardığı yıllarca dünyanın büyük ülkelerinin bile hayranlıkla takdirler yağdırdığı, örnekler aldığı yönetim ve eğitim sistemlerimiz vardı. Enderun Eğitim Sistemi bunlardan yalnızca bir tanesidir.

Binlerce yıllık tarihimizden bizlere miras kalan bilgi, birikim ve tecrübeye sahip milletimizin; kendine has özelliklerini yansıtan, kültürünü geleneğini yaşatan, hayat ideallerini ortaya koyan, bu vatan evlatlarını çağın en üstün bilgi ve becerileriyle donatabilecek ayrıca inancımızdan gelen edep ve davranış becerilerini verebileceğimiz bir Maarif Sistemini ortaya çıkarabileceğimiz kanaatinde olmakla birlikte, yeniden “mesuliyet” hepimizin vurgusunu yapmak istiyorum.

En derun sevgi ve selamlarımla,

Kalın Sağlıcakla…



YAVUZ YILDIZ

Maarif-Sen Genel Başkan Yardımcısı

 

 

KAYNAKLAR

Akkutay, Ü. Enderûn Mektebi, Ankara 1984

Anonim Enderûn Tarihi İstanbul Belediye Kütüphanesi, K 470 Muallim Cevdet Yazmaları Rıka’

Baltacı, c. XV.-XVI Asırlarda Osmanlı Medreseleri, İstanbul 1976

Baykal, i. H. Enderûn Mektebi Tarihi, İstanbul 1953

Enç, M. Üstün Beyin Gücü, Ankara 1973.

 Ergin, O. Türk Maarif Tarihi. 1-5, İstanbul 1977

Uzunçarşılı, i. H. Osmanlı Devleti’nin Saray Teşkilâtı, Ankara 1945



109 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Öğretmene “DEĞER” mi? - 05/02/2020
“Öğretmen, Maarif davamızın yapıcı ve en esaslı unsurudur.”
Yeni Kurtuluş Savaşımız “TAKLİTÇİLİKTEN KURTULMAK” - 25/12/2019
Geç kalıyoruz ayağa kalkmalıyız… Silkelenip özümüze dönmek, kendimize gelmemiz lazım. Ne dersiniz “Taklitçilikten Kurtulmak İçin” Türkiye Cumhuriyetinin artık top yekûn Yeni Bir Kurtuluş Savaşına ihtiyacı yok mu?
EĞİTİM VE KARAKTER - 04/10/2019
Beklediğimiz, aradığımız, heyecanını duyduğumuz “özlenen karakterler...
GÖNÜL MAKAMI MI? MAKAM ODASI MI? - 01/09/2019
Şimdi duyuyor gibiyim sizleri… “Bu sorunun cevabı çok kolay.” diyeceksiniz.
NİYE GELDİK? (Bir Eğitim Manifestosu) - 23/07/2019
"Yarınki Türkiye’nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz, çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir."
Çocuk Eğitimimiz ve Drone Ebeveynlik - 27/05/2019
Çocuğumuzun doğru eğitimi için fedakarlık yapmamız şarttır.
ÖĞRETMEN Mİ, MUALLİM Mİ? - 29/04/2019
Milletlerin kurtuluşu, yükselmesi muallimlerle olur. Muallim merhamet aşıcısı, sevgi üstadıdır.
BİR"İZ" - 25/03/2019
Muallim, hepimizin her an muhtaç olduğu doktordur.
Ashab-ı Suffe ve Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu - 07/02/2019
Ashab-ı Suffe, Arapça "sahipler, arkadaşlar" manalarına gelen "ashab" kelimesiyle, "eyvan, sed, sofa" gibi manalara gelen "suffe" kelimesinden oluşmuş bir tabirdir.
 Devamı
Sosyal Medya
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam17
Toplam Ziyaret30780