• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/maarifsen
  • https://www.twitter.com/maarifsen
  • https://www.instagram.com/maarifsen
  • https://www.youtube.com//channel/UCXX727pYLXon8RIb0UWiUuA/videos?view_as=subscriber
Çevrimiçi Üyelik

Taleplerimiz
Yayınlarımız
Akif Keten
aketen@maarifsen.org
KADINLARIMIZ
20/10/2019

 

Kadının, adamın dünyasına girmesi onunla huzur bulması içindi. Kadının ikna edici gücü vardı ve bir de merakı. Âdem suçlamadı, Havvasını bizim suçladığımız kadar. Kadın olmasaydı insanlık olmazdı. Yeryüzüne ilk kanı döken erkek çocuklarıydı. Bazılarına göre bu kanın dökülmesinde bile kız meselesi vardı. Bir çocuğun dünyaya gelmesinde yükü çeken kadınlardı. Çocuğun dünyaya gelmesinde erkek olmasa da olurun ispatıydı, Meryem’in hayatı. Meryem’in anası İmran’ın karısı evladını mescide adadı, adanan o kız çocuğu dünyaya İsa gibi bir mucize getirdi.

Her firavunun bir Musa’sı vardır elbet ama Musa için Musa’dan vazgeçen anneyi unutmamak gerek. Firavunun bahçesinde bulununca onu koruyan Asiye, kardeşini saraya kadar izleyen abla Musa’nın yetişmesinde nasıl göz ardı edilebilir. Musa kavminden kaçtığında koyunlarını sulayamaya çalışan iki kız görür ve onlara yardım ettikten sonra o kızlar sayesinde Şuayip peygambere öğrenci sonrasında damat olur.

İbrahim Kâbe’yi inşa eder ama Kâbe’nin inşa edildiği Mekke’yi inşa eden Hacer’in sa’yidir. Yine Mekke’de peygamberin davasına malını mülkünü feda eden Hatice İslam’ın yayılmasında öncü neferlerdendir.

Belkıs bir milletin başında melikedir. Züleyha Yusuf’a bendedir. Lut’un eşi onun getirdiği dine iman etmez, Nuh eşi Nuh der peygamber demez.

Peygamberimizin iki yengesi bizim için iki uç örnektir. Biri Ebu Talib’in eşi Fatıma binti Esed peygamberimize göre anneden sonra annesi. Diğeri Ebu Leheb’in eşi Ümmü Cemil cehenneme odun taşıyanlardan bir tanesi.

Neyse konumuza gelelim.

Yıllardır kadın konusunda konuşuldu. Çoğu zaman da kadın olmayanlar tarafından… Bu konu bazen başörtüsü üzerinden bazen erken evlenme üzerinden bazen kadına uygulanan şiddet üzerinden gündeme geldi. Bu aralar tekrar gündemde. Bu defa gündeme gelme sebebi: “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Avrupa Birliği Delegasyonu, 0 - 60 aylık çocuklarını kreş, anaokulu veya gündüz bakımevine gönderen, sigortalı çalışan 10 bin 250 kadına, her ay 650 lira civarında destek sağlayacak.”  haberi. Esasen bu konuyla ilgili olumsuz bir görüş beyan etmek istemem. Sadece bu projeden hareketle yeni teklifler geliştirmekte fayda var.

Toplumumuzda ailenin geçiminin erkek tarafından karşılaması esastır. Bu erkeğin yüküdür. Kadın çalışır katkı sağlarsa bu da kadının lütfudur. Kadınlar evin sultanıdır ve evdeki düzen ve huzuru sağlar.

Nitelikli işlerde kadın istihdamının çoğalmasından yana herhangi bir rahatsızlık yaşanmazken asgari ücretle kadınların çalıştırılmasını kölelikten farklı görmüyor bu yükün kadınlarımız için ağır olduğunu düşünüyorum. Bir doktor, mühendis, fizikçi, kimyager vb. meslek dallarında ülkesine katkı sağlayan kadınlarımıza söz söylemek, çalışmasın demek hadsizlik ve insafsızlık olur. Aynı şekilde ev işleriyle meşgulken daha yeni doğmuş çocuğunu başkalarına teslim edip asgari ücrete kadınlarımızın mahkûm edilmesi de insafsızlıktır. Peki nasıl olmalıdır?

Kadınlar sırf ev hanımı olmalarından dolayı çalışan olarak sayılmalıdır. Asgari 1000 TL ücret almaları esastır. Büyük ve güçlü bir ülkede gelecek nesilleri yetiştirecek olan annelere bu ücret azdır. Ama şimdilik biz bununla yetinmeyi bilelim. Nesillerimizin devamı için annelik müessesesi en ulvi makamdır. Kariyer olarak erkeklerin ulaşamayacağı, tadını bilemeyeceği, hazzını yaşayamayacağı bir makamdır. Kadınların bu makamdan uzaklaştırılmaması için doğum yapan çalışanın aylıklı izin hakkının emzirme müddeti olan iki yıl olarak belirlenmesi de isabetli olacaktır.

Yazımızı kadın istihdamına saldırı olarak düşünen olursa cevabımız şudur: Kadınları çalışmak ya da çalışmamak konusunda bir şeye mecbur bırakmak onlara yapılacak en büyük zulümdür. Biz her iki durumun da hazırlanmasından, tercihin ise kadınlara bırakılmasından yanayız.

Her erkeği eşine zulmedecek gibi gören zihniyet, kadının mutlaka çalışması gerektiğini ve erkeğe muhtaç olmaması gerektiğini vurguluyor. Bu hastalıklı düşünce toplumumuza sirayet etmekte, televizyon ekranlarından gösterilen kötü örnekler toplumumuzda her ailede yaşanıyormuş algısı oluşturmaktadır. Yani kadının çalıştırılması özendirilmekte ev hanımı olmak ikinci sınıf gibi gösterilmektedir. Hâlbuki ev hanımı olmak iş yapmamak değildir. Ücretsiz yapılan bu işin bir karşılığı olmalı kanaatindeyiz.  Maddi olarak evine katkı sağlamak isteyen ve bundan dolayı çalışan kadınlarımıza saygı duyuyor ve onları bu yükün altından kurtarmak gerektiğini tekrar vurgulamak istiyorum.

Girizgâhta yazıldığı gibi kadınlarımız bazen hükümdar bazen mucizenin membaı bazen en güçlülerin dayanağı olmuştur. Kadınlarımız bizim değerlilerimiz, evimiz, neşemiz, ilk öğretmenimiz, annemiz, meleğimiz. Dünyanın haremi Kabe’yse bizim haremimiz de eşimiz. Onların incinmemesi, üzülmemesi için endişemiz.

Yıllar önce çağdaş olması için kadınlarımızın başörtüsünden kurtulması gerektiğini söyleyenlerle, bu gün kadının mutlaka çalışması gerektiğini söyleyenler ve buna kadınları mecbur bırakanlar aynı hataya düşmektedir. Bırakın efenim onlar tercihlerini kendileri yaparlar. Yeter ki siz çalışanları ev hanımı olanlardan üstün görmeye onlar arasında ayrım yapmaya kalkışmayın.

 

 



1281 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASETİMİZ - 15/10/2022
Dört yıl evvel sendika kurma düşüncesi ile toplandığımızda ahitleştiğimiz konuların başında siyasi konulara meze olmadan, hiçbir siyasiden icazet alamaya gerek duymadan eylem ve söylemlerde bulunmaktı.
KARİYER BASAMAKLARI ÜZERİNE - 31/07/2022
Meslek kanunu nihayetinde çıkmış fakat dağ fare doğurmuştur. Beklentileri karşılamaktan uzak, sahanın görüşü alınmadan çıkan, öğretmenlerimizin hak ve hukukunu korumaktan bahsetmeyen bir kanunla karşı karşıyayız
SENDİKAL ŞİİR - 07/02/2022
ŞİİRLE SENDİKACILIK DENEMESİ
MANEVİ HATA - 01/02/2022
İnsan hata ile maluldür. En doğrusu hatadan erkenden dönmektir. Hatayı kabul etmekte bir erdemdir. Yapılan hatalardan kaynaklanan haksızlıklarının giderilmesi vicdanlardaki yaraya merhem olması için elzemdir.
MÜLAKAT II - 01/01/2022
Mülakat demek, gelecek güzel günlerin köküne kibrit suyu dökmektir. Mülakat, bizden sonraki nesillere miras olarak bırakılacak en son şeydir. Reddi miras yapılsa yeridir.
MÜLAKAT II - 01/01/2022
Mülakat demek, gelecek güzel günlerin köküne kibrit suyu dökmektir. Mülakat, bizden sonraki nesillere miras olarak bırakılacak en son şeydir. Reddi miras yapılsa yeridir.
ACI YORUM - 16/11/2021
ACIYORUM ACINACAK HALİNE, BİRAN ÖNCE ÇEKİ DÜZEN VER KENDİNE
BÖYLE SÖZLEŞECEKSEN SÖZLEŞME - 30/09/2021
Ey kendisine 88 tl değer biçilen sendika üyesi arkadaşlarım; sendikanıza gereken cevabı vermenin zamanı gelmedi mi?
AŞIMIZ - 09/09/2021
Gönülsüz yapılan aşı tutmaz.
 Devamı
MaarifTV
Sosyal Medya
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret168491